TÜRK OLMAK

28/10/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)

TÜRK OLMAK



TÜRK OLMAK Mp3 OLARAK İNDİR



Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak,
Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak;
- Kıbrıs’ta,
- Hocalı’da,
-Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırımına uğrayıp, karşılığında yapmadığın soykırımıyla suçlanmaktır.

Türk olmak;
- faşist olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sahip çıktığında.
- demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sövüldüğünde.

Türk olmak;
- lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
- Avrupa’da hor görülmektir Türk olmak,
- ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir- tabii ki – sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.

Türk olmak;
- Selanik’te Pontus Anıtı’nın,
- Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
- Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
- üç kıtadan dönüp,
- bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
- sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,
- aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Türk olmak;
- arabaya koşulan ilk atın vatanında,
- ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
- yazının bulunduğu,
- paranın icat edildiği,
- her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
- kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak;
- Truva’dan bu yana,
- Sümer’den bu yana serpilerek gelse de,
- tarihten eski bu topraklarda,
- bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
- bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.-
- Doğu Roma’yı da
- Batı Roma’yı da yıkıp,
- yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.

Türk olmak,
- Mostar’da köprüdür,
- Kerkük’te kaledir,
- İstanbul’da Kızkulesi’dir,
- Anadolu’da buğdaydır,
- Çukurova’da pamuktur,
-Güneydoğu’da tütün,
- Ege’de üzüm,
- Karadeniz’de fındık,
- Trakya’da ayçiçeğidir.

Türk olmak;
- Çanakkale’de ölmektir.
- Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- düşmanın ardından rahmet okumak,
- kanlısından helallik almaktır.
- sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.
- kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- yağmura “rahmet”,
- kara “bereket” diye bakmaktır.

Türk olmak;
- harap bir ülkede,
- zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,
- paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
- yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak;
- askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- belki de dönmeyeceğini bilerek.

Türk olmak;
- annenin şehit oğlunun ardından ‘Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.’ demesidir.
- Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘Vatan sağ olsun! ‘ demesidir.

Türk olmak;
- ‘Türk çayinda radyasyon olmaz! ‘ yalanları ile,
- ‘Gusul abdesti alana AIDS bulaşmaz! ‘ dolanları ile yaşamaktır.
- her hükumetin enkaz devraldığı ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak;
- ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak;
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak;
- milli maçta ağlamaktır.
- Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır.

Türk olmak;
- aşkını ölesiye sevmektir.
- aşkı için ölmektir, öldürmektir.
- sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- en güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
- Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.

Türk olmak;
- Yunus’u bilmektir,
- Asık Veysel’i sevmektir.
- Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî’yi
- tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak;
- saz çaldığında,
- ney üflendiğinde,
- kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde…
- Kendisine verilere ‘Nasip’,
- verilmeyenlere ‘Kısmet’ diyebilmektir.
- her işin ‘Hayırlısına’ inanmaktır ve
- ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak;
- Asya’da batılı,
- Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
- Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmektir.
- Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,
- silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak;
- mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken,
- milyon kişinin bir araya gelmesidir.
- tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak;
- buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken,
- daha ağır buhranda sıraya girerek,
- sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.

Türk olmak;
- en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
- en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak;
- Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamd etmek,
- her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak;
medeniyetler mozaiği Anadolu’da dik durabilmek ve büyük önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti, ilelebet payidar kılıp “ne mutlu Türkü’m” diyebilmektir.


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

Kaan KURULTAY / VURDULAR ŞEREFİ

25/10/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)

ÜLKÜ ŞEHİDİNE
( ŞEREF )


Aylardan yaz mevsimiydi
Bir Haziran gecesiydi
Kanlı yol bilmecesiydi

Belli, beklediler bizi
Eyvah! bildiler Şerefi.
**

Çıplak bir kadın gibiydik
Saf çocuk gibi temizdik
Kör karanlığı bekledik

Sezdik tetik tutan eli
Eyvah! gördüler Şerefi
**

Burnumuzda kan kokusu
İçimizde can korkusu
Karşımızda kin ordusu

Tam isabet şer hedefi
Eyvah! vurdular Şerefi
**

Tuttu elimden bakarak
Son bir şeyler anlatarak
Bir mermi gibi kaçarak..

İçirdiler kan şerbeti
Eyvah! kaybettik Şerefi.
**

Çıkmadan "Gökalp" yoluna
Candaşım geldi aklıma
Hışımla fırladım yola

Pusunun bendim hedefi
Eyvah! serdiler Şerefi.
**

Yardı mermiler geceyi
Piçler kesmiyor ateşi
Haramdır dönersem geri

Atıldım tekrar ileri
Eyvah! yendiler Şerefi.
**

Dönüp sırdaşın yanına
Omuzladım sırt dalıma
Kurşun saldılar ardıma

Mermi yaladı elimi
Eyvah! yaktılar Şerefi.
**

Gitmeyelim Şeref dedim
Bak dolunay’a sevmedim
Bir türlü dinletemedim

Çok severdi kız Elif’i
Eyvah! aldılar Şerefi.
**

Çıktım "Hızırağa" sırtına
Vurdum bir evin camına
Rastladım yaşlı bir kadına

Dedim "girelim içeri"
Eyvah! sildiler Şerefi.
**

Bekledim gün ışığını
Bezedim kanlı başını
Terkedip yaşlı kadını

Haberci saldım birini
Eyvah! yitirdik Şerefi.
**

Akın akın can geldiler
Gül’ü bir beze serdiler
Tabut içine gerdiler

Bir "ekip" götürdü beni
Eyvah! bitirdik Şerefi.
**

Verdim günlerce malumat
Dediler "gerçegi anlat"
Görmedim kimler di fakat,

Ele vermedim piçleri
Eyvah! gömdüler Şerefi
**

Seneler geçti aradan
Böyle diledi yaradan
O kurşunu bize atan
Üç kahpe Allah’sız piçten
Öc alındı kızgın şişten

Gelin ettik kız Elif’i
Eyvah! unuttuk Şerefi.
-------------
K. Kurultay


Not: 12 Eylül 1980 öncesi gerçek bir hikayedir


Kaan KURULTAY / VURDULAR ŞEREFİ Mp3 [DİNLE]

 

İndirmek İstediğiniz Şarkıya yorumda indirmek istiyorum diye belirtirseniz İndirme  linki eklenecektir..

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

KAR YAĞAR KARABAĞA !!

16/10/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)

Kar Yağar Karabağa

Kar yağar Karabağ�a
Kara yağar
Beyaz ölüm
Ve Zulüm
Ve Rus
Ve Ermeni
Geçilir; Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi
Ve bir gece
Hocalı Kasabası
Çıkartılır meydanlara; Yaşlısı, hastası

Kar yağar Karabağ�a
Kar toprağa, kan kar�a
Gece kara
Kar�a kan karışır
Balalar bağrışır
Rus
Ermeni
Ve Zulüm
Akla gelmedik ölüm
Kara bahtlı Hocalı
Böyle katliam görmedi
Tarih, tarih olalı

Kar yağar Karabağ�a
Ermeni koşarken sola, sağa
Melekler gökte ağlarken
Kar kanlı
Hamile kadın iki eli arkasından ağaca bağlı
Ermeni yerinde duramıyor heyecanlı
Attı elindeki demir parayı havaya
Bu ne hınç, bu ne inanç
Sonra döndü yanındakine
Akçik, manç? (Kız mı? Oğlan mı?)
Kar yağar
Kan kar�a yağar
Ermeni bir hamlede elindeki kasaturayı
Hamile kadının karnına dayar

Kar yağar Karabağ�a
Kan yağar
Kar kana, kan kar�a
Ve bir nara
Geceyi baş aşağı ikiye yırtan
Sanki it uluması
Sonra Ermeni�nin elinde tuttuğu
Hamile kadının karnında saplı kasaturası

Kar yağar Karabağ�a
İki kesik kadın başı
İki kale direği
Hani futbol topumuz? Dedi diğeri
Sonra iğrenç bakışlarla bağırdı
Ürkek serçe yavrusu gibi bir kuytuya tüneyip
Hıçkırıkla titreyerek ağlayan
Çocuğu yanına çağırdı.
Çocuk gözleri zeytin tanesi, kalem kaşlı
Başı daha yeni traşlı
İşte bu! İşte bu! Derken kuduz köpek
Nasıl da mutlu
Sonra bir diğeri çocuğun kafasını tuttu
Masum çocuk, gözleri boncuk, boncuk
Vah çocuk
Bir hamlede koparıldı vücudundan başı
Yağan kar�a, akan kana karıştı iki gözünden akan
İki damla gözyaşı
Bu ne zulüm
Bu nasıl bir savaş
Kapandı kesik başın açıkgözleri düştüğü yerde yavaş, yavaş

Kar yağar Karabağ�a
Kar kara yağar
Kar�a kan yağar
Kin, nefret, hınç, zulüm, yürekler taş
Hocalı Sokakları dolu
Kesikmiş kol, bacak, gövde, baş
Odun yerine Hızarlar insan biçmekte
Asrın vahşetinden gök kubbe titremekte

Kar yağar Karabağ�a
Kan yağar
Ağar, ağar
Yolun sonu
Ayağında yamalı donu
Başında kalpak
Yaşlı bir Ahıska Türk�ü
Dilinde türkü
� Hoş geldin ölüm
Kahrolsun zulüm� dedi
Ve Sustu
Ardından Ermeni kan kustu

Kar yağar Karabağ�a
Kara yağar
Olsa da Şerefsiz Dünyanın
Gözü kör, kulağı sağır
Hocalı� da bir gecede
Yerinden sökülen
613 Karanfil
Her yıl 26 Şubat da
Kan olup, kar�a yağar


Yüksel Erentürk Yılmaz

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

DOĞU TÜRKİSTANLIM

20/7/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (1)




DOĞU TÜRKİSTANLIM

Unuttum seni Türkistanlım, unuttum seni.
Semerkand’ı, Buhara’yı, Bişkek’i, Ötüken’i,
Nasıl unuttuysam Ata yurdu Türk illerini
İşte öyle unuttum seni.

Unuttum seni Türkistanlım, unuttum seni
Nasıl unuttuysam cellat Rus’u kahpe Ermeni’yi
Unuttum kanını emen Kızıl Çin’i
Unuttum, unuttum işte seni.

Unuttum Türkistanlım ayıplama n’olur beni
Hatırlamazken ben kendi kimliğimi
Nasıl düşünebilirim seni ve diğerlerini
Unuttum, unuttum işte seni.

Seninle at koşturduğumuz yaylalar vardı ya,
Unuttum şimdi.
Seninle kılıç kuşandığımız toylar vardı ya,
Unuttum şimdi.
Kapısından birlikte çıktığımız Ergenekon’u
Yol gösteren Asena adlı kurdu
Unuttum, unuttum Keşmir’i Uygur’u
Unuttum ben kim olduğumu.

Bu yüzden Türkistanlım,
Ağlamadım alınca kara haberini
Dediler ki Mao’nun cellatları
Kıymış canlara bir Kadir gecesi
Şimdi görmek istemezsen
Mahşerde Peygamber sancağının altında beni
Anlayışla karşılarım sitemini
Haklısın unuttum seni.
Unuttum unutturuldum gayri.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

SEN YALNIZ DEĞİLSİN

24/6/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (1)

Ozan Arif' in yıllar önce Muhsin Yazıcıoğluna yazdığı şiir...












SEN YALNIZ DEĞİLSİN

Sen yalnız değilsin gökler ve yerler,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.
Seksenbin evliya, doksanbin pirler,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi

Yeşil Tuna dertli, akışı usul!
Azerbeycan, Kırım, Kafkasya, Musul,
Yedi iklim gardaş… cihan velhasıl,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Yükünü idrak et! Ecdadın, atan,
Gönlünde İslâmın imanı yatan,
Edirne`den Kars`a koskoca vatan,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Söyletmeyin beni hey gidi hey hey…
Yusuf Kaya, ilk göz ağrım Ruhi bey,
Son gurbet şehidi Necati ağabey,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Haşatlı`lar, Gün`ler dizdik o safa.
Tarih şahit, Kur`an öpüp üç defa,
Kellesini ipe veren Mustafa
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Elbet bir gün biter çekilen dertler.
Zindanlarda çile çeken yiğitler,
Saymakla tükenmez cümle şehitler
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Evlât vermiş anaların sızısı,
Dul kalan gelinin kara yazısı,
Ülkücü şehidin yetim kuzusu,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi

Kim bilir ne kadar, sığmazki dile,
Say sayabilirsen, kaç ehl-i çile,
Kırk çatal yürekli Muhsin`im bile,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi

Ozan Arif, düşmeyecek bu tuğum.
Geri çıksın kim diyorsa ben yoğum.
A nkara`dan selam salmış Başbuğ`um,
Vallahi… Billahi… Seninle şimdi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

Sarıkamış'ta

24/6/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)


Sarıkamış'ta

Bakışlar karakış göğe dikildi.
Mevsimler ağlaştı Sarıkamış'ta
Körpecik bedenler kara ekildi,
Nur arşa ulaştı Sarıkamış'ta

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda,
Bülbül figan eyler güller niyazda,
Ağıt anlatamaz duyguda sazda,
Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış'ta.

Kalanlar çıldırdı aman Allahım!
Ürperdim irkildim sarstı günahım,
Gözyaşım azığım, dua silahım,
Plan suya düştü Sarıkamış'ta

Demeyin kardelen yandı ciğerim,
Hesaplar çok ağır yaram çok derin,
Ağırdır dostlarım, ağır kederim,
Melekler uçuştu Sarıkamış'ta.

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum,
Karıştı karlara ben yaşıyorum,
Bu vebal çok ağır, zor taşıyorum,
Moskof bile şaştı Sarıkamış'ta.

Uyan şehit uyan kar uykularda,
Bölük bölük yatar canlar ard arda,
Kokunu aradım akan karlarda,
Bir mazi tutuştu Sarıkamış'ta.

Tarih şahit bize ölümsüz millet,
Şehitler ölmez ki benim ki hasret,
Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet,
Şehitler buluştu Sarıkamış'ta.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

Osman Yüksel SERDENGEÇTİ-İMPARATORLUĞA MERSİYE

21/6/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)

İMPARATORLUĞA MERSİYE

Bin yıl oldu toprağına basalı,

Hayli oldu kılıçları asalı,

Bülbüllerin onun için tasalı,

 

Sazlar kırık, ayar tutmaz telleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Yol görünür, hakan emir verirdi,

Dalga dalga ordularım yürürdü,

Hamlemizden dağlar, taşlar erirdi.

 

Doludizgin aştık nice belleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Yıldız doğar, tâlihimiz belirir,

Sabah olur, ulûfeler verilir,

Bir seferde dört kırallık serilir,

 

Al al ettik, kara kara tülleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Ferman çıkar, dalkılıçlar takılır,

Meydanlarda Rabbe duâ okunur,

Gölgemizden bütün cihan sakınır,

 

Andırırdık coşkun akan selleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Kosovalar, Plevneler bizsizdir,

Yosun tutmuş câmileri ıssızdır.

Boynu bükük minâreler öksüzdür.

 

Açmaz olmuş Kazanlığın gülleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Hâli görür, geleceği sezerdik!

Bir zamanlar ki Vistülde gezerdik!

Haritayı biz kendimiz çizerdik!

 

Fetheyledik deryaları, çölleri,

 Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

Rodopların ak başları yaslıdır.

Serdengeçti, gönlün artık usludur,

Rüzgarları bile mâtem seslidir.

 

Zafer, zafer der eserdi yelleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!.

 

            Osman Yüksel

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

Topal Asker-Nihal ATSIZ

20/6/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (0)

Ey saçlari "alagarson" kesik hanım kız!
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Bacağımla alay etme pek topal diye.
Bir sorsana o topallık nerden hediye ?

Sen Şişli'de danserken her gece, gündüz
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz
Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dansederken bizler savaştık.

Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Olan işler dimağını azıcık yorsun!
Biliyorum elbisemle eğleniyorsun;

Biliyorum baldırını o kadar nazla
Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla
Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden...
Biliyorum:Çünkü bugün şu dünyada ben

Neyim? Bir hiç... işe güce yaramaz, topal...
Sen saglamsın senin hakkın dünyadan zevk al:
Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!

Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.

Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
Dolaşırken... Bizde tipi, fırtına, yağmur,
Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
Aç yaşadik, susuz kaldık, taşlarda yattık

Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...
Gülme bana bakıp pek arsız arsız
Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!
Sana karşı haykıranı mecbursun dinle;
Bugün hesap göreceğiz artık seninle:
Ben cephede geberirken, geride vatan
Aşkı ile bin belali işe can atan

Anam, babam, karım, kızım eziliyorken
Dağlar kadar yük altında...Gel, cevap ver, sen
Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!

Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
Yalniz gönül verdiniz siz zevke, cazbanda...
Ey nankör kiz, ey fahişe unutma şunu:
Sizin için harbederken yedim kurşunu.

Onun için topal kaldı böyle bacağım,
Onun için tütmez oldu artık ocağım.
Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,
Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız
Size şarap oldu sanki... Şehit canımız

Güya sizin mezenizdi ! Yiyip içtiniz;
Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!...
Gerçi salonlarda "yıldız" dı senin adın,
Hakkikatte fahişesin ey alçak kadın!

Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.
Omuzunda neden seni fuzuli çeksin?
Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..
 
Nihal Atsız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

Arif Nihat Asya- Bayrak

19/6/2009 Kategori : Siirlerim

Yorum (1)


Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.


Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz
« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »
free counters